5/29/2012

Gardırop önü vol. 5 - Berry-Dew

Yaşasın bir gardırop önü yazısı ile yine karşınızdayız. Bu salı konuğum Berry-Dew:) Yazısını okurken çok güldüm çünkü Berry-Dew bayağı bir zorlanmış, çektiği sıkıntıları okurken hissedebiliyorsunuz:)

Başaramayacağını düşünmüş olabilir ama her konuğum gibi o da başardı, hatta bonusu bile var:) (aslında yapılabilirmiş demek ki, mantığımız; az eşya çok yer ve zaman:))
Bu arada siz de katılmak isterseniz sizi buraya alalım.
Merhabalar, Mocha'nın Gardırop Önü yazısını okuduğumda bende katılmalıyım diyerek hemen
kolları sıvadım. Ben http://www.berry-dew.blogspot.com/ blogunun taze blogarıyım (blogum
henüz 7 aylık :). Çılgınlar gibi fotoğraf çekmekten ve gezmekten hoşlandığım için bari bir blog
açayım beğendiğim resimleri ve yaptıklarımı herkesle paylaşayım diyerek bu işe giriştim ve hiç
pişman değilim :) Blogumda yurtdışı gezilerimi, yemek mekanlarını, kurs ve aktivitelerimi, sanat
ve modayı birarada bulabilirsiniz. Ben ki spor salonuna bile neredeyse bavulla giden temizlik
hastası bir şahsiyet olarak bakalım birkaç parça kıyafet ile nasıl bir tatil haftası geçireceğim :S
Not: Mocha'nın verdiği sayılara bire bir uydum, öyle hile mile yok. Tatil esnasında satın
aldıklarımız sayılmıyor değil miiiiii sevgili Mocha :P

5/27/2012

Mutlu Pazarlar - Büyüleyici dantel


Kaç yaşındaydım hatırlamıyorum, sanırım 6 filandım, annemin dantel salon takımı vardı, çok severdim. Sürekli elimde gezdirir, inceler, kafama geçirir, tüm oyunlarımda onları kullanırdım. Sonra bir gün aklıma süper bir fikir geldi!:) Barbie bebeğimin gelinliği hiç de güzel değildi. Dantel örtüler boş boş sehpa süsleyeceğine benim bebeklerimin gelinliği olabilirlerdi. Salonumuzda büyük bir masa vardı, orası benim oyun yerim olduğu için masanın altına girdim. Dantel örtüleri kesip biçip bebeğime gelinlik yaptım. Pek de güzel oldu:) Annemin tepkisini hatırlamıyorum ama sanırım çok kızmadı ya da benim fikrm çok süper olduğu için kızdıysa bile ben kendime hak verdim, neden kızdığını anlayamadım:)
İşte o zamanlardan beri dantel olan her şey beni büyülemiştir. El emeği olanlar ise şu anda dokunulmazlar listemin en başına oturmuş durumdalar. Artık onları kesmek biçmek yok:) Evimin en güzel köşeleri onlara ait olacak ilerde. Ama hazır, fabrika yapımı dantelleri bile çok seviyorum. O yüzden zaman zaman trend haline gelip ortadan kaybolsa da benim dolabımda danteller hep saygıyla karşılanır.
Gelelim konumuza:)
Dantel elbise ile aslında bir çok tarzı yakalamanız mümkün. Çok sevimli dursalar da postallar ve deri ceketle bambaşka bir havaya bürünebilirler.

5/25/2012

Chanel Resort 2013

Zaman ne kadar çabuk geçiyor değil mi? Daha dün bitmeyen soğuklardan şikayet etmiyor muyduk? 
Ama resort koleksiyonlara göz atmaya başlayınca fark ettim ki yaz geliyor filan değil, resmen geldi. Hatta moda
dünyası zamanıyla konuşursak eskidi bitti, 2013 kışı bile eskimek üzere:) Ama tabii ki sıcakları bulmuşken kaçırmak niyetinde değilim, pastel renklerden çok sıkılmış olduğumu fark etsem de bu yazı prenses renkleriyle bitirme peşindeyim, biraz grunge etki katmak ise her zaman beni huzura kavuşturacak.Zaten sıkıldığım zaman siyahlara bürünme ya da uzun eteğimi elime geçen ilk bluzle tamamlama özgürlüğüm var. Her zaman iki farklı ucu bir arada görmeyi seven biri olarak Karl'ın farklı uçları bir araya getirmesini mutlulukla karşılıyorum.Ve sizi Chanel'in hayaller alemine götürmekte bir sakınca görmüyorum.



ps: Annenizden yadigar Chanel tüvit ceket sahibi olacak kadar şanslı azınlıktaysanız size lafım yok, annenize evden çıkarken görünmeyin yeter. Ama çoğunluk taraftaysanız kış sezonunda ortalık tüvit kaynıyordu altına kalın topuklu spor ayakkabılarınızı filan geçirin ve sokaklara atın kendinizi.
ps 2: Karl'a saygımız sonsuz:)
Sevgiler efendim:)

photos via style.com

Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

5/24/2012

Sony Walkman Z Sunar: Hayat Kurtaran Playlist'ler!


Sevginin Gücü Programı'ndan tanıdığımız Kaan Sezyum ve Deniz Alnıtemiz, Sony'nin yeni Android tabanlı Walkman Z’sini tanıtmak için bir araya gelmiş. 5 Playlist hazırlamışlar ve videolarla listelerdeki şarkıları neden seçtiklerini anlatmışlar. Playlist isimleri; Orta Halli Bir Arabada Dinlenecekler, Arkadaşının Düğününde Çalınabilecekler ve Sevgili Eve İlk Geldiğinde Çalınacaklar gibi merak uyandırıcı isimlere sahip.

www.hayatkurtaranplaylistler.com adresine tıkladığınızda önce Kaan Sezyum ve Deniz Alnıtemiz sizi karşılıyor. Açılış videosunda playlist’leri tanıyoruz. Ardından seçtiğiniz playlist’e gidiyorsunuz. Başlığa eşlik eden videoyu izlerken favori parçalarınızı seçiyorsunuz. Sonra da Walkman Z çekilişine katılıyorsunuz. Her playlist için ayrı bir çekiliş yapılıyor. Bu arada favorilerinizi paylaştığınız da arkadaşlarınız da hangi şarkıları seçtiğinizi görebiliyor. Kampanya 26 Haziran’da son bulacakmış.

Şık tasarımıyla dikkat çeken Walkman Z; üstün ses kalitesi, gerçeğe yakın görüntü sağlayan 4.3” geniş yansıma engelleyici ekranı, xLoud dahili hoparlörü, herhangi bir program gerektirmeden içerik aktarımı, Wi-Fi, Google Play Store ve internet erişimi gibi özellikleriyle ön plana çıkıyor.

www.hayatkurtaranplaylistler.com adresinden Sezyum ve Deniz’in videolarını izleyip Walkman Z çekilişine katılabilirsiniz.
İzlesene kanalı: http://www.izlesene.com/kanal/walkmanz/
Walkman Z hakkında detaylı bilgi için: http://www.sony.com.tr/hub/walkman-mp3-calar/z-serisi

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Günün Kombini - Welcome to Mochaland


Günaydın:)
Mocha uzak diyarlardan bildiriyor;
Bir insan final haftası işe girer mi? Uzun süre hiç bir şey yapmayıp sonrasında her şeyi aynı anda yapması gerekir mi? Bir insanın hayatı ya hep ya hiç olur mu? Bu soruları çoğaltıp sabaha kadar devam edebilirim yazmaya ama anlayacağınız üzere zamanım yok:) Bu sorulara; evet, tabii ki, çok doğru, mütemadiyen gibi cevaplar veriyorsanız zaten benim diyarımdasınız demektir. Size Mochaland'de başarılar diliyorum:)
Eğer saçmaladığımı düşünüyorsanız ben uzak diyarlardayım efendim. Birazcık ara verebilirim bloga ya da hayatımı daha da heyecanlı hale getirmek için günde 5 post da yazabilirim. Şu anda biraz belirsiz durumum. O zamana kadar yorumlarınıza cevap veremezsem, bloglarınızı ziyarete gelemezsem ya da yazı yazamazsam affedersiniz bence:)
Dün yayınlanması gereken günün kombini yazısını bugün Mochaland insanlarına armağan ediyorum o zaman.
Bu arada Mochaland insanlarının gizli bir özelliğini sizinle paylaşmadan geçemeyeceğim. Bu insanlar her sezon belirli bir parçaya takarlar. Mesala 2sene önce elbiselere takmışlardır ve alışverişe gittiklerinde yeni elbise almadan dönmezler eve. Diğer sezon bir bakmışsınız şortlarla bozmuşlar kafayı, evdeki bütün pantolonları şort haline getirecek kadar ileri götürürler işi. Bu sıralarda akıllarında olan parça ise gömleklerdir çünkü bir önceki takıntıları pantalonlar olmuştur ve milyon tane pantalonun üzerine giyecek bir şey bulamamaktadırlar(tabii ki kendimden bahsediyorum sevgili okurlar şaşırmayın:))
Belki elbiselere dönüş yapma zamanım gelmiştir ama hala gömleklerde kalıyor aklım. O yüzden kararsızlık aşamalarında bir sürü saçma şey almayı ihmal etmiyorum. Bakın kendimi durduramadım. Siz en iyisi mi bu yazıyı önyargısız okuyun, beni kendi halime bırakın:)
Oradan buraya sürüklenmek için rahat ve eğlenceli iki kombini bir arada yaratmaya çalıştım. Bakalım beğenecek misiniz?
Mochaland'e yolunuz düşerse bana uğramayı unutmayın:)
Sevgiler
Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

5/22/2012

Gardırop önü vol.4 - Moda Masalları

Merhaba, bu hafta gardırop önü konuğum Özgecan. Kendisi moda masalları blogunun sahibi:) Verdiğim sayılarla bir haftalık kombinler çıkarmanın çok zor olduğundan şikayet etse de çok iyi iş çıkarmış, ayrıca tüm sayılara da uymuş. Hadi daha fazla uzatmayayım. Siz de katılmak isterseniz gardırop önü yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.


Herkese merhaba :) 
Ben modamasallari.blogspot.com bloğunun sahibi Özgecan. Tekstil mühendisiyim, yüksek lisansın da eli kulağında bitti bitecek :)  Blogda birşeyler yazmayı çok seviyorum, yazamadığım gün rahatsız oluyorum. Moda, kozmetik ve kendi yaptığım ıvır zıvırları paylaşıyorum ağırlıklı olarak.

 Bu eğlenceli postlarda sırada benim kombinlerim var.  Öncelikle belirmek isterim ki Gülden`in belirtiği sayılar çok azdı ama zoru başardım ve bütün sınırlamalara uydum. 

3 bluz
2 pantolon
2 ayakkabı
2 çanta
1 hırka ve 
1 şal aldım yanıma sadece...

Ben de giysi dolabının önünde fazlaca vakit geçirip sonunda aynı şeyleri giyip çıkanlardanım malesef. Rahatıma fazlası ile düşkünüm. Sıkmayacak, bol da olmayacak, yakası bağrı bir yana savrulmayacak, ayağımı acıtmayacak... diye liste uzayıp gidince fazla seçeneğim kalmıyor :) Hele de söz konusu olan durum seyehat ise; çok daha fazla düşkünüm rahatıma.

5/20/2012

Glamour UK June editorial

Merhaba mocha okurları:) 
Nasılsınız? Afiyettesinizdir inşallah:)
Hafta sonumuzu eğlenceli bir editorial ile renklendirmek güzel olur diye düşündüm. Pötikareler, yüksek bel kalem etekler, kısa bluzlar, asi erkeklerin yanında onlara uyum sağlamaya çalışan iyi aile kızları, retro havası ve tabii ki peşimizi bırakmayan 50'ler. Playlistinizi Dean Martin, Frank Sinatra, Chuck Berry ve tabii ki Elvis Presley ile doldurup, müthiş eğlenceli bir film olan Cry Baby'den ilham alarak retro pazar akşamınızı mükemmele yaklaştırabilirsiniz. Hatta bir ekonomi öğrencisi olarak iddia ediyorum ki saydıklarımdan oluşan denklemin türevini alırsanız size ideal pazar akşamını verir:)


5/17/2012

İyi görün, iyi hisset, iyilik yap...



Merhaba, salı günü yeni mağaza konsepti 'Pulse' u görmek üzere Body Shop'daydık. Bir çok ürününü severek kullandığım markanın yenilenmiş mağazası benden tam puan aldı. Öncelikle neden Body Shop'ı sevdiğimden bahsetsem iyi olacak sanırım. Biliyorsunuz ki kullandığımız bir çok kozmetik ürünü hayvanlar üzerinde test ediliyor, atıkları doğaya zarar veriyor ve üretim yapan insanlar pek de iyi koşullarda çalışmıyor. Bu yüzden ürünlerin doğallığının yanı sıra Body Shop'ın politikası da benim için çok önemli. Hayvanlar üzerinde teste karşılar ve adil ticaret uyguluyorlar. Ürünleri doğaya zarar verebilecek maddeler içermiyor doğal maddeler içermesi sayesinde de cildimize çok iyi davranıyorlar.

5/16/2012

“İÇİMDEKİ ÇOCUK “ KIEHL’S & KORUNCUK VAKFI SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ

Pek basın bülteni yayınlamadığımı biliyorsunuz ama bu bülten güzel bir amaca hizmet etmekte. O yüzden bilginiz olsun istedim.



En önemli misyonu dünyanın neresinde olursa olsun içinde bulunduğu topluma katkıda bulunmak olan Kiehl’s; projelerini tüm dünyada Çocuk, Aids ve Çevre başlıkları altında topluyor.
Bu uğurda 160 yıldır yüzlerce proje gerçekleştiren Kiehl’s 2012 yılında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ilk kez özel bir proje ile çocuklara yardım eli uzatıyor.


Yöntem PR danışmanlığında; 160. yıl konsepti için 13 ünlü isimle birlikte “İçimdeki Çocuk” projesine imza atmak için bir araya gelindi.


Kendi alanlarında ilklere imza atan birbirinden değerli; Deniz Akkaya, Sibel Arna, Ceyla Aysal, Tuvana
Büyükçınar, Aslı Ekşioğlu, Tansa Mermerci Ekşioğlu, Harika Güral, Işın Görmüş, Michele Kafar Gültan, Ebru Şallı, Ece Şirin, Yalın, Selçuk Yöntem gibi önemli isimler bu projeye destek vermek için aynı çatı altında toplandı. Bu vesileyle ünlüler hem yaratıcılıklarını sergileyerek tasarımlarını paylaştılar hem de içlerindeki çocuğu ortaya çıkaran masal kahramanları olarak kamera karşısına geçtiler.


Çocuklara yardım kampanyası adına birlik olan bu 13 ünlü isim “Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı” bünyesindeki Koruncuklar için, Kiehl’s Ultra Facial Cream ambalajları üzerine içlerindeki çocuğu çizdiler. Kiehl's kendi alanında bir ilke imza atarak tasarımların yer aldığı Ultra Facial Cream’i Mayıs ayında satışa sunuyor olacak.


Kiehl’s ünlü isimlerin imzasını taşıyan bu ürünlerin satışıyla elde edilecek olan gelirin büyük bir kısmını Koruncuk Vakfına bağışlayarak korunmaya muhtaç çocuklara elini uzatıyor.


Geleceğe destek vermek ve içinizdeki çocuğu yaşatmak adına siz de Koruncuk’lara el vermek isterseniz 0212-274 95 45 numaralı vakıf telefonunu arayabilirsiniz.


Bu projede emeği geçen herkese başta destek veren ünlüler ve basın kuruluşlarına teşekkürü borç biliriz.



Kısaca Kiehl’s 1851 yılında New York’ta kurulmuş bir eczane.
160 yıldır müşterilerinin beklediği en yüksek kalitede cilt ve saç bakım ürünlerini üretmek için benzersiz
formüllerinde en etkili doğal içerikleri en yüksek oranlarda kullanıyor.
Kiehl’s ürünleri son derece etkili ve güvenli, hassas ciltlerde dahi güvenle kullanılabiliyor. Ürünlerin estetik
kaygılarla değil etkinlik kaygısıyla tasarlanıyor olması, yani asla ambalaja değil, tamamen içeriklere yatırım
yapılıyor olması markanın en büyük özelliğini taşıyor.
Kiehl’s “Denemeden Alma” felsefesi doğrultusunda müşterilerine ürünleri, yapılan cilt bakım konsültasyonu
sonrasında deneme boylarını vererek tanıtıyorlar. Ve en önemlisi de dünya çapında markanın duruşu gereği hiç bir reklam ve promosyon harcaması yapmadan, sosyal sorumluluk projeleri geliştirerek üzerinde yaşadığımız dünyayı daha iyi yarınlara taşımak için elele vererek çalışıyor. 

Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

Günün kombini - Hadi gidelim



Günün kombinlerini özlediniz mi?:) 
Güneşle problemler yaşıyorum şu anda. Beni mayısı bekle belki gelirim diye kandırdığı için kendisine biraz kızgınım. Los Angelas'a yerleşip stalkerlık yapacağım güneşe. O yüzden de bu kombini oraya göre hazırladım. Zaten İstanbul yokuşlarında bırakın paten kaymayı düz ayakkabılarımla yürüyemediğim için yerinde bir karar oldu bence. Siz ne dersiniz? Toplanıp gitsek mi?:)
Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

5/15/2012

Gardırop önü vol. 3 - Stardust Memories

Bu salı gardırop önü konuğum Stardust Memories adlı blogun sahibesi sevgili Gökçe.
 Çok keyifli fotoğraflar ve kombinler hazırlamış sizin için. 
Eğer siz de konuk olmak isterseniz bu yazıyı okuyabilirsiniz. Tüm yazılar için de burayı tıklayabilirsiniz.

Merhaba Mochacılar, Gökçe ben... Rookie Icon'un gardırop önünü okuduğum an bu eğlenceli posta benimde yazmam gerektiğini düşündüm... Bir çoğunuz belki beni tanımıyorsunuzdur Stardust Memories adlı blogum var ve 4 yıllık bir blog geçmişim olsa da yaklaşık 2 yıldır aktif olarak yazmaya çalışıyorum.. Modayla uzaktan yakından alakası olmayan Finans bölümü mezunuyum.. Ama moda bu ferman dinler mi? İş stresinden arınmak, güzel paylaşımları okumak ve paylaşmak adına bir blog açtım ve çok aktif olmasada sizlerle sevdiğim ve ilgilendiğim konuları paylaşıyorum.. İş stresi dedim de aklıma geldi biz Temmuzda çok sevdiğim 4 iş arkadaşımla tatile gidiyoruz.. Giderken neler alacağım az çok kafamda.. (Ah biz kadınlar 2 ay öncesinden daha bavul planı yapıyoruz :) 6 günlük tatilde neler giyebilir ki insan? Bütün yaz aldığı güzelim elbiselerden, ayakkabılardan kaç tanesini o bavula sığdırabilirki? 2 ayakkabı mı? biz bayanlar için mi? Pek imkansız... 2 ayakkabıyla gitsek bile kesin gittiğimiz yerde bir kaç tane sıkıştırıveririz bavula.. :) Tatile giderken alacaklarımın bir "KISMINI" :) sizlerle paylaşmak istedim umarım sizde seversiniz.. Ha bu arada beğenmediniz mi? İşte o zaman her türlü öneriye açığım...

Yanıma neler mi aldım?

5/14/2012

Herkesin Kalbine Giden Yol: istelezzet.com

Diyettesin veya ne yiyeceğine karar veremedin... Seni dinleyen,sana öneri sunabilen bir yemek sitesi var artık!
Ayrıca tek restoranttan değil,istediğin ayrı restorantlardan siparişini aynı anda ve aynı sipariş içinde verebilirsin.
Yani artık oturup saatlerce nereden yesek diye düşünmeye,uzlaşmak için tartışmaya gerek yok. www.istelezzet.com'a gir, herkes istediği yerden siparişini versin! Zamanınızı yemeğin tadını çıkartmak için kullanın.

İşte Lezzet’İn çok konuşulan, eğlenceli reklam filmi aslında her şeyi anlatıyor.

Erkek arkadaşın akşam yemeğe mi gelecek?
Gir misafir ağırlama menüsüne, siparişini tamamla, sevgilinin kalbinde tahtını kur.

Yemek Siparişi Sepet ile Taşınmaz...:) from Istelezzet on Vimeo.

Ee hayatına bu kadar anlam katabilecek bir site varken ne duruyorsun hadi akşama bir yemek planla ve eve çağır arkadaşlarını yap uzun zamandır beklediğin kareoke partini!
Ne de olsa artık İşteLezzet.Com var.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

5/13/2012

Prada 'Le Voyageur'


Prada'nın kapsül koleksiyonunu gördünüz mü? 
Blogdan biraz uzak kalsam da bu basın bültenini paylaşmadan edemedim. Renkler ve desenler harika görünüyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Le Voyageur, parlak renkli baskılar ve eskiye göndermelerle adeta uzun bir yolculuk için hazırlanan elbise ve aksesuarlardan oluşan kapsül bir koleksiyon.

Farklı kökenlerden eskizler, dünyanın farklı köşelerinden bir deneyimler özeti adeta. Folk- geometrik hayaller ile Milano, Venedik, Paris ve Londra gibi şehirlerden
ilham alınarak seçilmiş kart postal baskıların eşleştirilmesi.

Stil sahibi streç koton- poplin elbiseler ve kanvas dolgu topuk sandaletlerin yanı sıra ipek fularlar ve hasır çantalardan oluşan koleksiyon
Mayıs ayının ortasından itibaren mağazalarda olacak.

Mutlu pazarlar:)
Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

5/11/2012

The truth is...



Periyodik depresyonlarımdan birinin içindeyim şu anda. Aslında her gün dışarı çıksam da sadece evde oturduğumu düşünüyorum. Aklıma yapılacak bir sürü iş gelince uyumayı tercih ediyorum. Her sabah kontrol ettiğim bloguma şöyle bir göz atıp kapatıyorum çünkü yazı yazmaya çalışsam da fotoğraf yükleyemiyorum. Sanırım sonunda bilgisayarımı çöpe atacağım. Öyle geri dönüşüm filan da değil, doğruca gidip çöp kutularından birine. Anlayacağınız gibi şu zamanların biraz geçmesine ihtiyacım var. Neyse ki bu zamanlar geçtiğinde enerji dolu dönüyorum tekrar. Aklıma bir sürü yeni fikir geliyor, daha çok gülümsüyorum, daha az saçmalıyorum. Sanırım en kısa zamanda spor yapmaya başlamalıyım. Kapalı alanda spor genellikle sinirimi bozduğu için koşuya başlamak iyi bir fikir olabilir. En azından endorfin takviyesi işime yarayabilir. Bir de yeşil elma ve salkım domates dozumu aşmış bulunuyorum.Ne alaka demeyin renkleri ve tatlarıyla biraz olsun tazelik hissi veriyorlar. Şimdilik bu kadar. Ben buralarda olmasam da siz arada sırada uğrayın olur mu? 

Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

5/07/2012

Nasıl giyerim? - Trençkot

Trençkotlar hakkında küçük bilgiden sonra nasıl giyerim postu biraz gecikmeli olsa da geldi:)
Sadece 3 örnek hazırladım çünkü hem havanın iki gündür mükemmel olması hem de aslında sınırsız kombin yapabiliyor olmak beni 3. de durdurdu. Olabildiğince günlük kombinler hazırladım. Nedense jeanlerin ve desenli elbiselerin üzerine daha çok yakıştırıyorum trençkotları galiba.




En çok hangisini beğendiniz?
 Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

5/04/2012

Klasik parçalar - Trençkot


Hayatımızda olan klasik parçaların çoğu ya Birinci Dünya Savaşı sırasında askerler tarafından giyilmiş ya da bir zamanlar erkeklerin giydiği önemsiz parçalarmış diye genellesek pek yanılmamış oluruz. Bu parçalardan biri de trençkotlarımız.

Trençkot deyince aklınıza gelen ilk markayı söyleyin desem istisnasız hepiniz Burberry dersiniz. Evet aklımıza gelen ilk marka olması tesadüf değil. 1. Dünya Savaşı sırasında askerlerin giymesi için yaratılan trençkotlar gabardin kumaşı bulan Thomas Burberry'nin eseri. Artık her rengi dolaplarımızı süsleyen bu parçanın bildiğimiz bej, krem rengi ise her zaman klasikler listesinin başında gelecek. Siz ne dersiniz?

Gelelim sezon trençkotlarına. Burberry'nin mükemmel işlemeli trençkotlarına sahip olmak şu anda hayallerimi süslüyor olsa da bir çok markada farklı renk seçenekleriyle her sezon olduğu gibi bu sezon da askılarda yerini aldı trençkotlar.

Üstelik sezon trendlerine uygun kombinlemenizde hiç sakınca yok(klasik parçaların güzel yanı). İster jeanlerin, ister kokteyl elbiselerinin, isterseniz pijamalarınızın üzerine geçirin. Şemsiyenizle tamamlayarak bu garip mevsimin en şık kadını olabilirsiniz.
Biliyorsunuz ki yarın 'nasıl giyerim' sorusuna cevap vereceğim:)
Esen kalın efendim:)
 Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

5/03/2012

Sizi mocha ile tanıştırayım:)



Sanırım artık mocha'nın tam anlamıyla neye benzediğini görmeye ihtiyacınız var:) 
Ya da benim kendimi göstermeye ihtiyacım var bilmiyorum:) 
Her neyse günün kombini, dün bu şekilde giyinmeme sebep oldu. 
Ne yapalım ben de böyle bir bloggerım işte, kendi blogundan ilham alan:) Ay ne zormuş insanın kendini tanıtması, utandığımdan sırıtıp ve konuyu uzatıp durdum. 
Bu arada daha çok bilgi isterseniz 'about me' çok detaylı bilgi içermekte.
Tamam, tamam sustum! 
Bu arada bu yazımda saçlarımla ilgili kararsızlığımdan bahsemiştim. Hala karar veremediğim için öylece duruyorlardı ki dün canıma tak etti (yok artık!:)) gidip boya aldım. En azından beklerken düzgün durabilirler değil mi? 

5/02/2012

Günün Kombini - Denim Love



Merhaba:) Herkes nasıl? 
Hava hala bir mavi bir gri olduğu için ne giyeceğime karar vermekte zorlanıyorum. Ama sizin için rahat ve umursamaz bir bahar kombini hazırladım. Denim görünümün üzerine elinize geçen ilk hırkayı giyip düz ayakkabıların ve tatil sonrası günün tadını çıkarın. Çantanıza en sevdiğiniz kitabı da atmayı unutmayın.
Sevgiler 
 Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

5/01/2012

Gardırop önü vol. 2 - Rookie Icon

Hatırlarsanız geçen hafta gardırop önü yazılarına başlamıştık. Bu haftanın konuğu ise Rookie icon oldu.Bakalım onun sayılı parçalarla kombinleri nasılmış?:) 


Merhaba, Mochacılar Gülden, bu yazıyı post edince işte eğlenceli ve ilham verici bir post diyerek ikinci denek ben oldum. Rookie Icon blogunun sahibesi ben moda tasarım mezunuyum. Üretmeyi seven,renklere aşık biri olarak bavulumda da bunlar eksik olmadı.
Benim bavulum ufak bir yazlık mekan kaçamağı renklerin eksik olmadığı bir bavulla karşınızdayım. 6 günlük, aslında ilk başta dolabımla bakışarak bir kaç dakika geçirdim. Tam ne alacağıma karar veremedim. Birbiriyle uyumlu olur mu sorusu ille aklım karman çorman oldu. Ama yeşil pantolonumu bavula koyma kararı ile başladı kombinlerim. İçine bir kaçamak elbise de attım. Aksesuar delisi biri olarak da bolca aksesuar koydum. Kombinleri yaparken ben çok eğlendim. Tatile gitmiş kadar olmasa da umarım sizde okurken eğlenirsiniz. 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...