7/28/2012

Hediye Kazananlar

Merhaba:) Biliyorsunuz çekilişi sonuçlandırmalıydık artık.
Şimdi kazananları açıklama zamanı. random.org'da yaptım çekilişi ve ilk çıkan sayı beni şaşırttı çünkü bu sayı çekiliş için blogger olmuş, pek eğlenceli aradaşım  reaneo'ya aitti:) 1. dereceden arabam olmadığı ve çekilişi de kendi kendine bulup katıldığı için hediyeyi hak etti bence:)




İki çantamız olduğu için ikinci bir sayı belirlemem gerekiyordu ve ikinci sayımız is 1 oldu. 1 numaralı yorumun sahibi ise birebir tanımadığım ama sosyal medyada muhabbetler ettiğim, blogunu bayıla bayıla okuduğum sevgili girlshygirlguide oldu. 



Ben hediyeleri sahiplerine ulaştırırken siz de bu hafta biraz ihmal ettiğim bloguma göz atın olur mu?
Sevgiler
Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

7/24/2012

Eniko Mihalik - Vogue Italy July

Bazen kendinizden bile kaçıp, zamanın bile durağan olduğu bir yerde uyanmak istemiyor musunuz? Hadi o zaman  Ellen von Unwerth'in kareleriyle hayal dünyasına adım atalım.




Photography: Ellen von Unwerth
Model: Eniko Mihalik
photos via fashiongonerouge 

 Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

7/21/2012

Son zamanlarda


Twitterda takip edenler görmüştür saçlarımın yeni halini:) Bir de buradan nasıl olduğunu görün istedim.
Kararlarımı tam olarak uygulayamadım tabii ki. Ama boş da durmadım. Son zamanlarda yaptıklarımı toplamış olayım istedim bu yazıyla, hadi göz atalım:)

7/20/2012

Lancôme cazibeyi yeniden yaratıyor…


Lancôme, tartışılmaz mascara lideri iki ikon ismi bir araya getirerek cazibeyi tekrar gözler önüne seriyor:
Betty Boop ve Daria Werbowy. Betty Boop’nun afacan gözleri ve şehveti, günümüzün ruhu olan kendinden
emin kadınsılığı ile ön plana çıkan Daria Werbowy ile muhteşem şekilde birleşiyor. Geçmişin “vintage”
cazibesi günümüzün cazibesi ile birleşiyor.
30’lardaki filmlerin kodlarından esinlenerek, Lancôme günümüzün büyüsünü ve cazibesini yaratıyor: derin,
yoğun ve gizemli gözler. Farkedilmemesi imkansız ve dikkatleri üzerine çeken bir kadınsılık.

Maskaraların STARI!

Star kıvrımlar pullu bir mücevher kutusu içerisinde gizli. Tam anlamıyla büyüleyici ilk etki. Lancôme
maskaraların STARI ile tamamiyle bir kırmızı halı bakışı yaratıyor.

İnanılmaz derecede seksi bir fırça

“Sinema” gözler için üç farklı özellik:
• “Siyah elmas (Black Diamond)” gözler
• Yoğun ve cazibeli hacim
• Seksi kıvrımlar 
Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

7/19/2012

Günün Kombini - Hafiflemek


Gece post yazmak ve yayınlamak bana göre değil ama bazen de geceden kurulan ve sabah kontrolsüz yayına giren yazılar sinirimi bozuyor. Anı yaşayalım değil mi? Anı yaşamak demişken ne zamandır saçlarımı kestirmek istesem de bir türlü kuaförün yolunu tutmayan ayaklarım bugün kendi kendilerine kuaförden içeri adım attılar. Sadece ben değil koltuğuna oturduğum kuaför bile ne olduğunu anlayamadı. Merhaba yerine 'Hadi kes' diye bir cümleyle daha önce karşılaşmadığını ise bana göstermeye çalıştığı dergi ve ıvır zıvırların içinden model aramasıyla anladım. 
Aynen şu şekildeydi muhabbetimiz: saçım kesilecek, nasıl bir şey düşünüyorsunuz?, yap bişeyler, kısa olsun... 
Tepeden toplanmış garip saçlarımı açınca ise daha önce hep kararsız hanım efendilerin saçını kestiğini anlamış oldum. Hazır mısın? diye sordu, no problemo tabii ki hazırdım. Saçımdan bir tutam kesti ve aynada göz göze geldik. Merak etme üzülmüyorum dedim ve kendi haline bıraktım kuaför arkadaşı. İkimizde rahatladık. İşte o an özgür olduğumu hissettim. Gece geçirdiğim 'saçımı keseyim ben' nöbetlerim de böylece sona erdi. Yere düşen saçlar şu anki saçımın 3 katı kadar olunca kuaför durdu, kurutulurken uçan saçlarımla birlikte ben de gerçek halime döndüm. Mutsuzken kestirilen saçları daha iyi anladım. Hatta onları sevgiyle anıp kuaförden çıktım. Eve gelene kadar sevindim. Sonra kendi kendime düşündüm, emek verdiğimiz, güzel olacak diye beklediğimiz her şey güzel olacak diye bir şey yok! Zaten biz kadınlar ilişkiler dahil hayatımızın her anında bu yanılgıya düşüyoruz. İşte bu yüzden de mutsuz olduğumuz an saçlarımızı kesitirip hafifliyoruz. Kendi içimizde semboller tanrıçalarıyız her birimiz de haberimiz yok!
Bu arada tatil yapsam hiç fena olmayacak. 
Sevgiler
Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

7/17/2012

Denimpossible

Denim denen kumaş olmadan yaşayabilir misin? Şakacı seni...:)








Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

7/12/2012

Günün Kombini - Etek Haftası


Tüm hafta etek giyme fikri bazen zorlasa da şimdilik iyi gidiyor:) Aslında fotoğraflayacaktım da unutuyorum gün içinde fotoğraf işini. Diğer kararlar da şimdilik yarım yamalak durumdayım. Olsun yine de en kolay uyulacak kararımı uygulayabildim en azından ve daha hafta bitmedi. Size haftanın önemine uygun bir kombin hazırladım. Ne düşünüyorsunuz?
Bu arada hediye çekilişine hala katılmadıysanız tık tık tık...
Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

7/10/2012

Bazen Kararlar Alırım Ben


Şu anda çalışıyor olsam da aslında yaz tatilinde gibi hissediyorum kendimi. Çalışma hayatının kendi içinde zorlukları olsa da üniversite stresine tercih edeceğim kesin! Açıkçası sınav haftalarına, uykusuz gecelere, düzensiz yemeğe ve aileden para istemeye geri dönme gibi bir arzum da yok:) Her neyse kendimi ne kadar daha tatilde hissederim bilinmez ama akşamlarım bana kaldığı için şimdilik mutluyum. Ama zaman diye bir gerçekliğin olduğu da kesin. Hala çok düzenli hayata geçemediğim ve öğrenci modunda yaşamaya devam ettiğim için bu boş zamanı iyi değerlendirmek gerek diye düşündüm az önce ve bir sürü karar aldım -aslında tam karar denemez biraz deneme kıvamında olacaklar :)
İşte kamuya açabileceğim kararlarımdan bazıları
1) Her hafta dolabım için küçük projeler hazırlamak (gardırop önü türevi heyecanlar peşindeyim:))
Mesela bu hafta boyunca sadece etek giymek gibi. Jeandir, şorttur, elbisedir bunlar yok. Amaç dolabın kenarında köşesinde kalmış giyilmeyen etekleri gün yüzüne çıkarmak diyebiliriz. Her hafta kuralları değişecek bir oyun gibi.
2) Düzenli beslenmek - Bir kaç haftadır pek düzenli besleniyorum (frapp. mochayı saymazsak:)) bu düzeni daha da düzenli hale getirmek. Mesela akşam yemekleri 8'den sonra yenmeyecek artık!
3) Yarım kitapları bitirmek - Okumak istediğim kitapları odamda ayrı bir yere dizdim. Hızlı okuduğum hesaba katılırsa kitabına göre haftaya 1-2 kitap sığdırmak. Yeni kitaplar için kütüphaneye uğramak - evet yanlış duymadınız kütüphane:)
4) 3 film - Bir de 1 haftaya 3 film şeklinde bir düzenleme peşindeyim.
5) Her hafta mutlaka 1 şey dikmek, kesmek, biçmek, boyamak - En zoru bu gibi şu anda:)
6) Para biriktirmek - Küçük küçük olsa da amaçsız para biriktirmeyi öğrenmeliyim sanırım.
7) Blogla ilgilenmek - Kafama estiğinde ingilizce de yazdığım bloga bi düzen getirebilmek. Tümden elden geçse iyi olur gibi ne dersiniz? Memnun musunuz genel gidişattan?
8) Kararlarımı uygulamak - en önemli madde bu olsa gerek:)
Aslında daha uzayıp gider bu liste ama şimdilik bu kadar kalsın. Her hafta için bir gün belirleyip durum raporunu verme gibi bir planım da var.
Eee liste hazır şimdi kimler bana katılmak ister?:)
 Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

7/09/2012

Hediye zamanı




Merhaba, bu çantaları diktim ama sonra bir köşede unutmuşum:) Tekrar hatırlayınca blog hediyesi olmalarına karar verdim. İnce uzunlar, çok rahat yoga çantası yapabilir, içine bir sürü şey doldurabilir hatta plaj çantası olarak kullanabilirsiniz. Renklerini ve desenlerini çok sevmiştim ben. Siz de beğendiniz mi?
Yapmanız gerekenler ise 
  1. İzleyicim olmanız 
  2. Twitter, facebook ya da blogunuzda çekilişi duyurmanız 
  3. Son olarak da size ulaşabilmem ve çekilişi yapabilmem için mailinizle birlikte yorum bırakmanız. 

ps: 2 çanta olduğu için 2 kişi belirleyeceğim. 
 Son gün 25 Temmuz
Sevgiler:)





Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

7/06/2012

Fashion on Bike

Bisikletimize atlayıp gezsek ya?
Aaaa doğru biz İstanbul'da yaşıyoruz! Neden bisiklet yolları yok diye sormayacağım zaten bisikleti yokuş yukarı çıkaramam ben:) Şimdilik bu fotolarla idare edelim o zaman. 
Sevgiler










photos via style.com/jak&jil /pinterest  
Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

7/04/2012

Günün Kombini - Love



Bu yaz boş boş oturacağımıza yeniden aşık olsak mı? Hem bu elbise aşık olunca pek güzel durur üstünüzde.


Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

7/03/2012

Hangi Dior?

John Galliano yerini Raf Simons'a bırakır da merakla beklenen Dior defilesi çok konuşulmaz mı? Konuşulur tabii. İşin ayrıntı kısımlarını bir kenera bırakalım, hatta direk moda otoritelerine teslim edelim de güzelce gözden geçirsinler. Biz bu arada hangi Dior'u daha çok sevdiğimize karar verelim. Ben yine moda kavramlarına takılmadan koleksiyonların bana hissettirdiklerini anlatacağım, bakalım siz ne düşüneceksiniz. Raf Simons beklendiği gibi yeni bir solukla geldi. Ama Dior Dior olmaktan vazgeçmemeliydi. Hadi 1 sene önceye gidiyoruz, hatta aynı anda 2011-2012 sezonlarını inceliyoruz! Galliano'nun yaratıcılığının tartışılmaz  olduğu konusunda hem fikir olduğumuzu düşünüyorum. Ama Raf Simons çizgisi Dior çılgınlığına çok yakışmış. Hiç bir fikri olmayan bir insana iki koleksiyonun aynı modellerle, aynı saç makyajla çekilmiş fotoğraflarını karıştırıp versek ve bunları iki kategoriye ayırmalarını istesek çok az yanılma payıyla iki koleksiyonu ayırabilir bence. Sanki Simons, Dior kadınlarını almış ve onları süzgecinden geçirmiş gibi. Bir bestenin iki düzenlemesi gibi. Simons içinizdeki heyecanı ağır ağır, sindire sindire ortaya çıkarırken Galliano heyecanı göstermenize izin verip derinlerde sizi köklerinize bağlayarak duruşunuza ağırlık veriyor. Sanki yansıması zıtlıkları gösteren ayna gibi bana kalırsa koleksiyonlar. Galliano'nun daha derininde olan hislerini Simons ön plana çıkarıyor ya da tam tersi. Ben beynimin bilinçli tarafına yenik düşerek iki koleksiyon arasında pek karara varamadım aslında. İkisi de kendi içinde kusursuz gibi. İkisi de ruh halinize göre değiştirebileceğiniz kategorilere ayrılıyor. Aslında tam da bu yüzden iki koleksionda Dior kadınını tam anlamıyla yansıtıyor. Ne istediğini asla bilemeyeceğiniz ve size hep merak edeceğiniz bir tarafını bırakarak.
Sevgiler efendim:)

edit: Sevgili Rüya'nın  (fashiononboard) hatırlatmasıyla yarım kalan yazıya ekleme yapmak istedim aşağıdaki fotoğraflar Raf Simons ve Bill Gaytten'ın koleksiyonlarından diyelim kısaca yorumlarda açıklamalar mevcut:) 









 Twitter ♥ Facebook  Pinterest 

Unutmayın yorumlarınız beni mutlu ediyor:)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...